Anasayfa / Günün Haberleri / Mahallenin İmecesi Gıda Toplulukları Neden Gelişemiyor? | Mete Yolaş

Mahallenin İmecesi Gıda Toplulukları Neden Gelişemiyor? | Mete Yolaş


Gıda Topluluğu Nedir, Kime Ne Kazandırır?

Bu toplulukların temelinde dört ilke var: Sosyal fayda, demokratik katılım, kolektif mülkiyet ve ekolojik sürdürülebilirlik. Ders kitabı gibi yazdım, farkındayım. Topluluk gıdayı satmıyor, üyeleri arasında adilce paylaştırıyor. Üyeler kim? Yerel üreticiler ve mahalleli. Tarlada emeği olanla tencereyi kaynatan aynı masada oturuyor. Topluluk, bulunduğu yerin gıda ihtiyacını karşılıyor; üreticinin cebini de koruyor. Sürdürülebilir gıda sistemi de gıda hakkı da böyle yapılara yaslanıyor.

Gıda toplulukları Avrupa’da, Kuzey Amerika’da, Uzak Doğu’da ve Okyanusya’da çok yaygın. Oralarda kamu kurumlarıyla sivil toplum kuruluşları aynı masaya oturuyor; topluluklar için kılavuzlar ve yayınlar hazırlıyor. Böyle bir masayı Türkiye’de hayal etmek bile güç. Dahası var: İktidar, yeni kurulan topluluklara başlangıç finansmanı veriyor. Yanlış yazmadım. Kamuya ait parayı veriyor ki gıda hakkı, gıda adaleti ve gıda demokrasisi kök salsın.

İmreniyorum bu tabloya. Çünkü bizde iktidar aynı alanda üç maymunu oynuyor. Mahalleli de yerel üretici de kendi yapabildiği kadar… Gıda güvenliği mi? O da herkesin kendi imkânına emanet. Bu sizi niye ilgilendirsin? Topluluk yoksa herkes tek. Üretici tarlada tek, mahalleli market kasasında tek.

Gıda Güvencesiyle Arz Güvenliği Farkı Ne?

Gıda güvencesi; sağlıklı ve besleyici gıdaların sofrana gelebilecek düzeyde erişilebilir olması demek. Bunu tek başına bu topluluklardan beklemek absürt olur. Çoğu topluluk kendi yağıyla zor kavruluyor. Bir de gıda mühendisi çalıştırmalarını istemek; aidatını zor toplayan apartmandan asansörü yenilemesini beklemeye benziyor.

Oysa yol belli. Tarım ve Orman Bakanlığı bu topluluklara düzenli gıda güvenliği eğitimi verir, gıda güvencesini destekler. Üretime de bir gıda mühendisi göz kulak olur. Zor değil. Sosyal devlet, zaten bunun için var.

Şimdi başlıktaki soruya geleyim. Bu topluluklar neden gelişemiyor? Çünkü saydığım ilkelerin birkaçı bile iktidarın bütün politikalarına ters. İktidarın zihniyetini tek soru ele veriyor: Durduk yere yerel niye güçlensin, niye gıda güvencesi sağlansın ki? AKP iktidarı gıda güvencesini kavram olarak bile kabul etmiyor. Onların dilinde bunun adı “gıda arz güvenliği”.

Fark tek kelime ama sonucu ağır. Güvence sofrayı korur, arz güvenliği malı. Araya giren o küçük “arz” kelimesiyle yurttaş cümleden düşüyor. İşin içinde illaki sermaye ve sahipleri olacak. Gıda hakkı onlara göre boş laf. Tarım ve Orman Bakanlığının bu topluluklardan duyduğu rahatsızlığın kaynağı da bu. Siyasi ikbal, bizi dünyadan da adaletten de uzaklaştırıyor.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir