Haber: Beril KALELİ/Kamera: Mehmet
ÇALPAR(İSTANBUL) İTO
Aile Hekimleri Komisyonu, Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık hizmetlerinde usulsüzlükleri, yolsuzlukları ve kamu kaynaklarının kötüye kullanımının tespiti gerekçesiyle uygulamaya konulan REDES'e ilişkin düzenlenen basın açıklamasında toplum sağlığı açısından öncelik verilmesi gereken risklere dikkat çekti. İTO Yönetim Kurulu Üyesi Dr.
Emrah Kırımlı, "Şu anda İstanbul'da, Türkiye'nin çoğu yerinde grip aşısı yok. Bir risk arıyorsa Sağlık Bakanlığı; yurttaşlarımızın grip nedeniyle hayatını kaybetmesini, hastaneye yatmasını önleyecek grip aşısının Türkiye'de olmamasının riskini araştırmalı." dedi. İstanbul Tabip Odası (İTO) Aile Hekimleri Komisyonu, Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık hizmetlerinde usulsüzlükleri, yolsuzlukları ve kamu kaynaklarının kötüye kullanımının tespiti gerekçesiyle uygulamaya konulan Risk Esaslı Denetim Sistemi (REDES) sistemine ilişkin dün bir basın toplantısı gerçekleştirdi.Toplantıda okunan basın açıklamasında REDES uygulamasının aile hekimleri ve sağlık çalışanları üzerinde bir baskı aracına dönüştüğü ifade edilirken REDES doğrultusunda açılan soruşturmaların gerekçelerine ve sonuçlarına ilişkin kapsamlı verilerin paylaşılmamasının hekimleri ve sağlık çalışanlarını töhmet altında bıraktığı belirtildi.
REDES'e ilişkin Sağlık Bakanlığı'na şeffaflık çağrısında bulunuldu. Toplantıda İTO Yönetim Kurulu Üyesi Aile Hekimliği uzmanı Dr. Emrah Kırımlı ve Recep Koç da konuya ilişkin değerlendirmede bulundu.KIRIMLI:
SAĞLIK BAKANLIĞI EĞER RİSK
ARIYORSA...REDES'in risk esaslı denetim yapmaya yönelik bir yapay zeka uygulaması olarak açıklandığını anımsatan Kırımlı, Sağlık Bakanlığı'nın toplum sağlığına ilişkin ilgilenmesi gereken pek çok önemli nokta olduğuna dikkat çekti. Kırımlı şöyle konuştu: "Sağlık Bakanlığı eğer risk arıyorsa, grip sezonuna başlıyoruz, şu anda İstanbul'da, Türkiye'nin çoğu yerinde grip aşısı yok.
Bir risk arıyorsa Sağlık Bakanlığı; yurttaşlarımızın grip nedeniyle hayatını kaybetmesini, hastaneye yatmasını önleyecek grip aşısının Türkiye'de olmamasının riskini araştırmalı. Yıllardır söylenen HPV aşısının ve bunun olmaması nedeniyle kanser olan yurttaşlarımızın riskini denetlemeli. Biz her gün on binlerce, yüz binlerce kanser taraması yapıyoruz.
Milyonlarca kişinin kanser taramasını yapıyoruz. Burada şüpheli vakalar yakalıyoruz. Bu kişilerin daha sonra doğrulanması için hastanelerde gerekli tetkikleri yapılmıyor.
Bu kişiler arada kayboluyor. Eğer yapay zeka bir şeyi tespit edecekse bu arada kaybolan riskli kişilerin ne olduğunu tespit etmesi lazım.Aşı tereddüdü bu kadar artmışken, bize söylemiyor, topluma açıklamıyor ama Dünya Sağlık Örgütüne bildirdiği verilerden görüyoruz ki 2026 yılında Türkiye yeniden bir kızamık salgınıyla karşı karşıya.
Biz sadece Sağlık Bakanlığının bildirdiği risk adı üzerine işte aşı itirazlarını, tereddüt formlarını dolduruyoruz ama bu kişilerin aşılanması, toplum sağlığını koruması için herhangi bir iyileştirici, düzeltici bir faaliyette bulunamıyoruz. Sağlık Bakanlığı bunun da peşinde değil.Eğer bir risk arıyorsa Sağlık Bakanlığı, gerçekten önce bu yaptığı performans politikasının yarattığı sonuçlarla ilgilenmeli.
Türkiye'de 2 yılda bu eziyet yönetmeliğiyle kimsenin sağlığı düzelmedi, dahası kötüleşti. Daha da kötüsü aile hekimliği çalışanlarının sağlığı kötüleşti. Bunun sonucunda da hepimiz sağlıksız bir Türkiye'de yaşamaya devam ediyoruz.
Gerçek risk budur. Denetlemek ve düzeltmek istedikleri bir şey varsa buradaki riski düzeltsinler.KOÇ:
BAKANLIĞIN AŞI KONUSUNDA HALA BELİRGİN BİR POLİTİKASI
YOKKoç ise şöyle konuştu: "Halbuki biz Sağlık Bakanlığını devamlı uyarıyoruz: Aşılar nerede? Bakın şimdi sezon başladı, grip aşıları yetersiz. HPV aşıları nerede?
3 yıldır bakanlar değişiyor ama hala aşı takvimine alınmış değil. Hala aşı konusunda belirgin bir Bakanlığın politikası yok.Aynı şekilde koruyucu sağlık hizmetlerinde aşı retleri artık en yüksek seviyelere gelmiş, Sağlık Bakanlığının bu konuda hiçbir çalışması yok. Ama sadece aile hekimleri ve hemşirelerine ait bir baskı yöntemi, bir mobbing yöntemi uygulanmakta.Bizler aile hekimleri olarak bu sistemin koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik tanımasını ve mobbingin kaldırılmasını istiyoruz.
En başta Sağlık Bakanlığının ilk yapacağı iş Türk Tabipleri Birliği ile ortak bir çalışmaya girmek ve aile hekimliği sistemini yeniden yeni bir kurgu getirmek, sistemi yeniden ele almak."




