DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, fon soruşturmasına ilişkin, "Kriz öncesi dönemde belli ki gerekli tedbirler alınmamış. Bizim SPK Yasası'nda piyasa dolandırıcılığı dediğimiz bir suç var. Yani bu işler kazıldıkça, kazıldıkça arka perdesi öğrenildikçe muhtemelen o piyasa dolandırıcılığının farklı farklı örneklerini göreceğiz.
Ama bunlar olmadan önce yangın daha küçükken fark edilip söndürülmesi lazımdı" dedi.TBMM'nin yeni yasama yılının başlaması dolayısıyla Tören Salonu'nda TBMM Başkanlığınca resepsiyon verildi. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan gazetecilere açıklamalarda bulundu. Seçim ile ilgili bir soru üzerine Babacan, ufukta artık seçim göründüğünü söyledi.
Babacan sözlerini, "Ama ne kadar yakındır, gelecek sene ilkbaharda mı olur, sonbaharda mı olur, 2028'in ilkbaharında mı olur, bunun kararını artık verecek merci ya Meclis ya da Cumhurbaşkanı. Anayasa öyle diyor. Ama artık ufukta seçim görünüyor" ifadeleriyle sürdürdü.
"MECLİS'TE ARAŞTIRMA KOMİSYONU VASITASIYLA BU KONUNUN İRDELENMESİNDE FAYDA VAR"
Fon soruşturmasına ilişkin sorunun ardından Babacan, krizi üç aşamada incelemek gerektiğini belirtti. İlkinin kriz öncesi olduğunu dile getiren Babacan, şöyle konuştu: "Kriz öncesi dönemde belli ki gerekli tedbirler alınmamış. Bizim SPK Yasası'nda piyasa dolandırıcılığı dediğimiz bir suç var.
Yani bu işler kazıldıkça, kazıldıkça arka perdesi öğrenildikçe muhtemelen o piyasa dolandırıcılığının farklı farklı örneklerini göreceğiz. Ama bunlar olmadan önce yangın daha küçükken fark edilip söndürülmesi lazımdı. Bu kadar uzun süre bu işin devam etmesine göz yumulması veya ihmali veya bir şekilde çıkar ortaklığıyla bu işlerin olması çok vahim.
Ama yargı bakmaya başladı. Şimdi Devlet Denetleme Kurulu gibi, biz önermiştik bunu, Devlet Denetleme Kurulu da bakmaya başladı.Bir de Meclis denetimi de faydalı olur. Meclis'te de bir araştırma komisyonu vasıtasıyla bu konunun irdelenmesinde fayda var.
Yargı denetimi, yürütme organının yani Devlet Denetleme Kurulu'nun denetimi ve Meclis'in yasama organı denetimi üç koldan yapılırsa faydalı olur. Meclis denetimi çünkü daha açık olur, daha kamuoyunun geniş bilgisi çerçevesinde gerçekleşir. Meclis denetiminin gerçekleri ortaya çıkarma açısından, şeffaflık açısından faydası olur.
Hem böylesine büyük bir olayda mutlaka denetim çalıştırılması lazım. Ama ne dedik? Kriz öncesi, yani bu fon dolandırıcılığı öncesindeki tedbirlerde belli bir sorun var." Babacan, krizin yönetilmesi ve krizin çözümlenmesi bağlamında özel görevli bir görev gücü kurulması gerekliliğine dikkat çekerek, şu ana kadar yapılmadığını söyledi.
Tam yetkili ve meselenin finansal piyasalar ayağını iyi bilen, farklı kurumları da iyi tanıyan bir görev gücü tarafından detaylıca irdelenmesi gerektiğini kaydeden Babacan, "Aynı zamanda bu iş nasıl çözülecek, hak sahipleri nasıl sınıflandırılacak, onlarla ilgili çözüm yani nasıl geliştirilecek, bunların özel bir görev gücü tarafından çalışılması lazım" şeklinde konuştu.
"BU PART-TİME BİR İŞ DEĞİL"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında bir heyet oluşturulduğunu belirten Babacan, "Ama bu böyle part-time bir iş değil. Yani 'Günde bir saat bakalım, yürütelim' değil ya da 'Haftada bir toplanalım' değil. Bahsettiğim görev gücünün tam zamanlı gece gündüz bu işi çalışan bir görev gücü olması lazım.
Öyle bir görev gücünün dahi aylarca vaktini alabilecek kadar karmaşıklıkta bir fondan bahsediyoruz" ifadelerini kullandı. Bunun için yapılması gerekenin bir an önce görev gücünün oluşturulması olduğunu söyleyen Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"BAHSETTİĞİMİZ RAKAMLAR BÜYÜK RAKAMLAR"
"Bu kriz nasıl yönetilecek, bu krizin şu anda ortasındayız ve bundan sonrası nasıl çözümlenecek? Bununla ilgili bu yapının acilen oluşması lazım. Sermaye Piyasaları Kurulu'nu bilen, bankacılığı bilen, devleti tanıyan, konunun uzmanlarından oluşan bir görev gücünün acilen kurulması şart.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı'nın başkanlığında bir heyetin bu işin altına kalkma ihtimali yok. Çünkü bu iş yarı zamanlı bir iş değil. Haftada bir toplanalım bakalım meselesi değil.
Gece gündüz bu işte yatıp kalkacak bir görev gücünün acilen kurulması lazım tam yetkili.Tabii ki nihayetinde de bu suçu olanların, hatası olanların, ihmali olanların yaptırımıyla ilgili bir süreç de çalışmak gerekecek. Onunla beraber de bu paraları kim nerelere kaçırdıysa oralardan bunları çatır çatır tahsil edecek bir mekanizmanın da acilen çalıştırılması gerekecek.
Yapılmışı var. Bankacılık krizi, 2001 Türkiye'nin yaşadığı en büyük bankacılık krizidir. Milli gelirimizin üçte birini kaybettik o dönemde.
Ama o batık banka patronlarından bu tahsilatlar çatır çatır yapıldı. Yeter ki o niyet olsun. 'Ucu şuna dokunur', 'ucu buna dokunur', 'ya acaba böyle bir adam atarsak şunu kızdırır mıyız' gibi çözümler olmaz.
Sonucu nereye giderse gitsin, bu işin altından kimler çıkarsa çıksın, sonuna kadar gidilmeli. Çünkü burada bahsettiğimiz rakamlar büyük rakamlar.Özellikle iyi niyetli yatırımcıların, fazla da bu işleri belki bilmeyen, sadece sağdan soldan aldıkları tavsiyelerle yatırım yapanların da büyük kayıpları söz konusu. Bunların bir an önce telafisi gerekir.
Acele edilmemeli. Çünkü mesele güven meselesidir. Güveni inşa etmek önemli, zaman alabilir.
Ama bir yerlerden de başlamak lazım. Yani şu ana kadar yapılanlar maalesef güven oluşturma, güven inşa etme açısından yeterli değil. Bazı adımlar atıldı ama eksik çok.
Şu korku olmamalı sistemde: 'acaba altından biri çıkar da başımıza iş açar mıyız?', 'denetleyenler ya şimdi ucu şuna dokunursa bize bir şey yaparlar mı?' korkusunu yaşamaması lazım. Denetleyenlerin sonuna kadar altından kim çıkarsa çıksın, ucu kime dokunsa dokunsun, bu işin sonuna kadar gidebilmeleri lazım.
"KAZA YAPAN ŞOFÖRE ARABA KULLANDIRILMAZ"
Daha da erkenden yapılması gereken en önemli tedbirlerden birisi şuydu. Bu işi yöneten kurumların başındaki insanların acilen bu işi bırakması lazım. SPK'ymış, Borsa İstanbul'muş, bunlar kaza yapan şoförler hepsi.
Kaza yapan şoföre araba kullandırılmaz. Suçlu da olsa, suçsuz da olsa, o kazanın psikolojisiyle, travmasıyla araba kullanamaz. Dolayısıyla bu kurumların başındaki insanların da bir an önce görevden alınması ya da kendi istedikleriyle ayrılmaları lazım.
Yeni bir ekip kurumların başına gelmesi lazım ki sistem işlesin, sistem çalışsın."




