
İşten çıkarmalar, şirketlerin tasarruf amacıyla ilk başvurduğu yöntemlerden biri olsa da, uzmanlara göre bu kararın görünenin ötesinde ciddi maliyetleri bulunuyor. İş akdinin feshedilmesiyle birlikte verimlilikte düşüş yaşanması, kalan çalışanların artan iş yükü nedeniyle hata yapma riskinin yükselmesi ve yıllar içinde edinilen kurumsal bilgi birikiminin kaybedilmesi, işletmelerin karşı karşıya kaldığı görünmeyen maliyetler arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra işe alım ve uyum süreçleri de şirket bütçesine doğrudan yük getiriyor.
SHRM 2025-2026 Benchmarking Raporu’na göre, yeni bir çalışanın işe alınmasının yalnızca ilan, mülakat ve değerlendirme gibi doğrudan operasyonel maliyeti ortalama 4 bin 700 dolar. Raporda, işe alım başına ortalama maliyetin 5 bin 475 dolar, üst düzey yöneticilerde ise 35 bin 879 dolar olduğu belirtilirken, insan kaynakları bütçelerinin yüzde 26’sının işe alım süreçlerine ayrıldığı ifade ediliyor. Üst düzey bir yöneticinin işten ayrılması ve yerine yenisinin getirilmesinin maliyetinin ise ortalama bir çalışanın yedi katına ulaştığı vurgulanıyor.
En büyük gizli maliyetlerden biri de verimlilik kaybı olarak öne çıkıyor. Bu durum şirket kasasından doğrudan bir ödeme çıkarmasa da, azalan ciro ve geciken işler nedeniyle gelir kaybına yol açıyor.
100 KİŞİLİK ŞİRKETE YILLIK 1,1 MİLYON DOLAR YÜK
Uluslararası Qualtrics Maliyet Analiz Raporu’na göre, 100 çalışanı bulunan bir şirkette personelin yüzde 10’unun işten çıkarılması; ilan giderleri, yeni çalışanın adaptasyon süreci ve bu süreçte yaşanan verimlilik kaybı nedeniyle işletmelere yılda yaklaşık 1,1 milyon dolara mal oluyor.
HR.com’un State of Employee Retention raporu ise şirketlerin işten çıkarma sonrasında oluşan fazla mesai, kalan çalışanların motivasyon kaybı ve ekip üzerindeki psikolojik etkiler gibi gizli maliyetleri yönetmekte zorlandığını ortaya koyuyor.
Dünya Gazetesi’nin haberine göre, İş Dünyasında İnsan ve Dönüşüm Stratejisti Ayşen Laçinel de uluslararası araştırmaların, yeterli oryantasyon sürecinden geçmeyen ve vaat edilen çalışma ortamını bulamayan çalışanların kısa sürede işten ayrılmasının ya da çıkarılmasının işletmelere sanılandan daha yüksek maliyet oluşturduğunu söyledi.
Laçinel, “Dolayısıyla işe alınan bir kişinin yemek, yol masrafı, işsizlik sigortası, tazminatı, yeni alınacak kişi için de açılan ilanlar, oryantasyon ve eğitim gibi süreçler de düşünüldüğünde en az yüzde 50 maliyeti var. Bu bedel çalışanın unvanı, kıdemi, çalışma yılı, maaşına göre yüzde 200’e kadar çıkabiliyor” diye konuştu.
İş dünyasında sürdürülebilir kârlılık ve verimlilik için yalnızca sayısal hedefler koymanın artık yeterli olmadığını belirten Laçinel, çalışanların kendilerini değerli hissetmelerinin ve yöneticilerin duygusal zekâ ile otantik liderlik anlayışını benimsemelerinin her zamankinden daha önemli hale geldiğini söyledi.
“FİKİRLERE ÖNEM VERMEK ARTIK ÇOK MÜHİM”
“İş Dünyasında Yeni Ufuklar” zirvesinde konuşan Laçinel, kurumların rekabet avantajının artık yalnızca teknoloji ve finansal yatırımlarla değil, insan kaynağını doğru yönetebilme becerisiyle de şekillendiğini vurguladı.
Günümüz iş dünyasında liderlerin duygusal zekâyı etkin kullanmasının önemine dikkat çeken Laçinel, “Çünkü insanlar verilen sözlerin işe girdiklerinde tutulmasını bekliyorlar. İşe giren yeni kuşak çalışanlar, kendilerine alan açılmasını istiyorlar. Zekalarını, gençliklerini, yenilikleri katmak için kendilerine alan açılmasını istiyorlar. Bu noktada, ‘peki sen ne düşünüyorsun?’ Ne önerirsin? gibi sorularla çalışanın fikirlerine önem verilmesi artık çok önemli. İşte kendi değerini bilen yöneticiler, çalışanlarla ortak proje süreçlerindeki çalışmalarda, hedeflerin de üzerine çıkabiliyor” diye konuştu.
“ÇALIŞAN MUTSUZSA İSTİFALAR SESSİZ OLUYOR”
İş dünyasında artan istifalara da değinen Ayşen Laçinel, birçok şirketin iyi maaş ve imkanlar sunmasına rağmen gelecek vadeden çalışanlarını kaybettiğini söyledi. Bunun nedenini araştırdıklarını belirten Laçinel, çalışanların en büyük şikâyetinin dinlenmemek olduğunu ifade etti.
Laçinel, “Bunu araştırmak için insan kaynakları araştırması yaptık ve dinlenmedikleri için gittiklerini gördük. Biz sadece dinledik çalışanları. Sonra yüksek orandaki hızlı işe giriş çıkışlar, önemli bir düşüş gösterdi. Çünkü çalışanlar dedi ki ‘tamam beni dinliyorlar.’ Şirketler köklü olsa da kurum kültürünün güncellenmesi gerekiyor. Baktığınızda mevsimler değişiyor. İşte şirketler aynı insanlar gibi. Bu dönemde organizasyonun kurallarını, kültürünü, iletişimini, süreçlerini yenilemezlerse o zaman o kurallar eskimiş oluyor. Yeni vizyon, yeni bakış açısı, yeni jenerasyon o kurumda kendine nefes alacak alan bulamıyor ve bulamayınca da gidiyor” diye konuştu.
Sessiz istifa kavramına da dikkat çeken Laçinel, “Orada ama aslında yok. Şirketlerin saat kaçta geldi, kaçta gitti diye ölçtükleri her şey o kişinin hiçbir şey katmamasını destekliyor aslında. O kişi işe alındığı andan itibaren iş yerine neler kattı? Hangi konuda yenilik getirdi? Hangi verimlilik alanlarını yarattı? Hangi eskimiş ve şu an geçerli olmayan süreçleri gördü ve iyileştirdi? Neleri önerdi? O nedenle şirketlerin değer odaklı yönetimi hayati önemde.” ifadelerini kullandı.
Odatv.com






